Hikayenin Özünde Binlerce Yıllık Bir Buğday Var.
Siyeza, 2016’dan bu yana Kastamonu’daki kendi topraklarında siyez buğdayı yetiştiren ve bu kadim tahılı günlük yaşama taşıyan bir gıda markasıdır.
Bizim için siyez yalnızca bir hammadde değil; korunması gereken bir tarım mirası, yerel üretimin taşıdığı bir hafıza ve geleceğe aktarılması gereken kıymetli bir değerdir.
Kastamonu’nun verimli topraklarında yetişen siyez buğdayını, doğasına saygılı bir yaklaşımla ekiyor; sade reçeteler, tanıdık içerikler ve özenli üretim anlayışıyla yeniden yorumluyoruz. Üretimimizin merkezinde üç temel prensip yer alıyor: doğal içerik, sade reçete ve yerel üretim.
Siyeza markası altında, siyez buğdayını farklı sofralara ve ihtiyaçlara ulaştıran ürünler geliştiriyoruz. Temel Gıda, Atıştırmalık ve Bebek kategorilerindeki ürünlerimizle, geleneksel bilgiyi modern yaşamın ritmine uyum sağlayan bir üretim anlayışıyla buluşturuyoruz.
Binlerce yıllık geçmişe sahip bu kadim buğdayın, bugün de sofralarda yer bulmaya devam etmesine inanıyoruz. Siyeza olarak amacımız, siyezi olduğu gibi koruyarak; yalın, güvenilir ve iyi düşünülmüş ürünlerle hayatın doğal bir parçası haline getirmek.
SİYEZ
BUĞDAYI
Anadolu’nun bilinen en eski buğdaylarından biridir. Yaklaşık 12.000 yıllık geçmişiyle, modern buğday türlerinden farklı olarak genetik yapısını büyük ölçüde korumuştur.
Kastamonu’nun verimli topraklarında yetişen Siyez, doğal döngüsüne sadık kalınarak üretilir. Tarım ilacı ve kimyasal gübre kullanılmadan yetiştirilen bu buğday, doğallığını sadece hikâyesinde değil, içeriğinde de taşır.
Düşük gluten oranı, yüksek lif ve protein içeriği sayesinde sindirimi daha kolay, besleyiciliği yüksek bir yapıya sahiptir. Günümüz tüketicisinin aradığı sade içerik, fonksiyonel fayda ve köken hikâyesi siyez buğdayında doğal olarak birleşir.
Siyeza olarak biz, bu kadim buğdayı yalnızca üretmekle kalmıyor; onu modern tüketim alışkanlıklarına uyarlıyoruz. Geleneksel bir hammaddenin, çağdaş raflarda güçlü bir kategoriye dönüşebileceğine inanıyoruz.
Siyez hakkında hep benzer şeyleri duyuyoruz, söylüyoruz:
“10 bin yıllık buğday”, “atalık tohum.”
Modern buğday, yüzyıllar boyunca verimi artırmak için defalarca melezlendi.
Daha hızlı büyüsün, daha fazla ürün versin diye değiştirildi.
Siyez ise bu sürecin büyük ölçüde dışında kaldı.
-
Modern buğday kadar verimli değil.
-
Daha zor hasat ediliyor, daha yavaş büyüyor.
-
Ama genetik yapısını büyük ölçüde koruyabilmiş nadir tahıllardan biri.
Gluten yapısı daha basit, lif ve protein oranı daha yüksek.
Yüzyıllarca büyük ölçüde değişmeden kalan bir tahılda bu özelliklerin korunmuş olması da şaşırtıcı değil aslında.
Birçok kişi için sindiriminin daha kolay bulunmasının nedeni de bu.
Belki de siyezi farklı yapan şey tam olarak bu:
doğasına bu kadar yakın kalabilmiş olması.
Peki bu ifadelerle ne anlatmak istiyoruz?